Çalışma Alanlarımız
Nefret ve Ayrımcılık Suçunun Unsurları
6529 sayılı Yasa'nın gerekçesinde yer alan ifadeye göre, nefret suçlarının hedefi yalnızca bireyler değil, mağdurun mensup olduğu sosyal gruptur. Bu suçları işleyen fail içinse motivasyon, genellikle açık veya örtük bir şekilde ön yargıya dayalıdır. Nefret suçları, doğrudan fail ve mağdurun ilişkisini değil, tüm toplumu etkileyen bir niteliğe sahiptir. Bu nedenle, Türk Ceza Hukuku'na daha uygun bir düzenleme yapılması amacıyla, Türk Ceza Kanunu'nda (TCK) ayrımcılıkla birlikte nefret suçlarına da yer verilmiştir.
Bu düzenleme ile birlikte, "nefret suçu", "ayrımcılık" ve "nefret söylemi" gibi kavramlar, hukuki açıdan daha anlaşılır bir şekilde ele alınmak zorundadır. Ancak yasa koyucu, bu terimleri yasal metinde doğrudan tanımlamayı tercih etmemiştir. Bu sebeple, öğreti ve uluslararası belgelerde yer bulan nefret suçu, ayrımcılık suçları ve nefret söylemi tanımlarının kabul edilmesi gerekmektedir. Aşağıda, bu kavramların benzer yönler taşımakla birlikte farklı anlamlar ifade ettiği açıklanacaktır.
Nefret Suçu
Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı (AGİT), nefret suçunu şu şekilde tanımlamaktadır: Mağdurun hedef seçilmesi, kişinin ırk, ulusal köken, dil, renk, din, cinsiyet, yaş, zihinsel ya da fiziksel engellilik, cinsel yönelim gibi özellikler bakımından ait olduğu sosyal grup nedeniyle gerçekleşir. Nefret suçu, yalnızca bireye değil, o bireyin gruba ait olduğu kimlik özelliklerine dayalı olarak da işlenebilir.
Nefret suçunun oluşabilmesi için, failin ön yargılı bir motivasyonla hareket etmesi gerekir. Yani, suç, mağdurun grup aidiyetine dayalı bir motivasyonla işlenmelidir. Bununla birlikte, söz konusu fiilin, Ceza Kanunu'nda bağımsız bir suç olarak tanımlanması gereklidir. TCK’da bu anlamda doğrudan bir nefret suçu yer almadığı için, nefret suçlarının cezalandırılması, daha çok ayrımcılık suçuyla ilişkilendirilmektedir.
Ayrımcılık Suçu
Ayrımcılık, bir kişinin ırkı, etnik kökeni, cinsiyeti, dini inancı gibi özellikleri nedeniyle ona farklı bir muamelede bulunulmasıdır. Bu tür bir davranış, özellikle iş hayatında, kamu hizmetlerinden faydalanma ya da mal ve hizmetlere erişim konusunda karşımıza çıkar. Ayrımcılık, aynı zamanda hoşgörüsüzlük ve ön yargı temelli bir tutumun sonucudur. Burada, belirli gruplara yönelik olumsuz ve haksız bir yaklaşım söz konusu olmaktadır.
Türk Anayasası'nın 10. maddesi "ayrımcılık yasağı" getirmiş, Medeni ve Siyasi Haklar Sözleşmesi'nin 26. maddesinde "hukuken ayrımcılığa karşı korunma" sağlanmış ve TCK'nın 3. maddesiyle de "Kanunun uygulanmasında ayrımcılık" yasaklanmıştır.
TCK 122. maddesinde, ayrımcılıkla ilgili şu düzenleme yapılmıştır:
"Dil, ırk, milliyet, renk, cinsiyet, engellilik, siyasi düşünce, felsefi inanç, din veya mezhep farkı nedeniyle nefret saikiyle:
a) Bir kişiye kamuya arz edilen taşınır veya taşınmaz malın satılmasını, devrini ya da kiraya verilmesini engelleyen,
b) Bir kişinin kamuya arz edilmiş bir hizmetten faydalanmasını engelleyen,
c) Bir kişiyi işe almayan ya da bir kişinin işe alınmasını engelleyen,
d) Bir kişinin olağan ekonomik etkinlikte bulunmasını engelleyen kişi, bir yıldan üç yıla kadar hapis cezasıyla cezalandırılır."
Ayrımcılık Suçunun Maddi ve Manevi Unsurları
Maddi Unsur: Ayrımcılık suçu, failin yukarıda belirtilen "engelleme" eylemleri ile işlenir. Bu suç, seçimlik ve bağlı hareketli bir suç olup, suçun tamamlanabilmesi için belirli hareketlerin gerçekleştirilmesi yeterlidir. Bu bağlamda, suç yalnızca eylemlerin yapılmasıyla oluşur.
Manevi Unsur: Ayrımcılık suçu, yalnızca kasıtla işlenebilir. Ancak, burada yalnızca genel kast yeterli değildir. Failin, belirtilen eylemlerden en az birini nefret saikiyle işlemesi gerekir. 6521 sayılı Yasa ile yapılan değişiklikle, ayrımcılığa dayalı hareketlerin nefret saikiyle işlenmesi, manevi unsur olarak yasal düzenlemeye eklenmiştir.
TCK'nın 122. maddesinde, belirli on koruma grubu tanımlanmış ve bu gruplara yönelik ayrımcılık, nefret saikiyle işlenmesi durumunda suç olarak kabul edilmiştir. Ancak, bu gruplar dışında birine yönelik nefret saikiyle yapılan ayrımcılık, ya da belirtilen dört hareket dışında kalan bir ayrımcılık eylemi, suç oluşturmaz.
Korunan Hukuki Yarar
Ayrımcılık suçlarının amacı, insanların arasında keyfi ayrımların yapılmasının engellenmesi ve bireylerin, temel hak ve özgürlüklerinden mahrum bırakılmasının önüne geçilmesidir. İnsanlar arasında eşitlik ve adaletin sağlanması, bu suçun hukuki yararını oluşturur.
TCK 122. maddesinde, başlık olarak "Nefret ve Ayrımcılık Suçu" kullanılmış olsa da, yalnızca nefret saikiyle işlenen ayrımcılık suçlarına dair düzenlemeler yapılmıştır. Nefret suçlarına dair bağımsız bir düzenleme TCK’da yer almadığı için, bu suçlar daha çok ayrımcılık suçlarıyla ilişkilendirilmiştir.
"Hak kaybı yaşamamanız adına, davalarınızı bir avukat ile yürütmenizi öneririz. Aksi takdirde, yaşanacak hak kayıpları olumsuz sonuçlar doğurabilir. İletişim için internet sitemizdeki telefon numarasını arayabilir, e-posta göndererek ya da form üzerinden ofisimizle irtibata geçebilirsiniz."